ÇÖP PLAZA

Ayfer Gürdal Ünal, Dünya Kitap Eki, 4 Mayıs 2012


Çöp Plaza Nerede?

Bu ay iki ilginç ve güzel roman yayımlandı. Buharı üstündeyken tanıtmak istedim.
İlki Miyase Sertbarut’un Tudem’den çıkan son romanı Çöp Plaza. Sertbarut, verimli bir çocuk edebiyatçımız. 24 romanın yanı sıra yazdığı radyo oyunlarının sayısı 11’e ulaşmış. Ödüllerinin sayısı onyedi olmuş. Çöp Plaza’da merhamet yorgunluğu yaratmadan, duygu sömürüsü yapmadan yoksulluğu edebiyat yolu ile görünür kılmayı amaçlayan yazar, kanımca amacına ulaşmış. 

Türkiye İstatistik Kurumu Araştırmaları, yaklaşık 13 milyon yoksulumuzun olduğunu belirtir. Yoksulluk en başta çocukları vurur. Önce fiziksel gelişimlerini, sonra onurlarını, hayallerini, eğitim görme haklarını alır ellerinden. Kurda, kuşa, soysuza, uğursuza, namussuza yem olabilir düzeye getirtir. Çöp karıştırtır. Çöpten çıkan tek taşı dökülmüş, mavi tokayı başa taktırtır da o tek taşı düşmüş tokaya bile sevindirtir. Asıl ismi Gülova Mahallesi olan ancak Çöp Plaza olarak bilinen semtin gerçekleri böyledir. Ya Çöp Plaza’nın hemen yanıbaşında yer alan Elit City’nin gerçekleri. Bu gerçekleri ve arasındaki tezadı gözünüzle görmek istiyorsanız size yeni açılışı yapılan yabancı isimli kulelerin arka eteklerinde dolaşmanızı öneririm. Bu sadece bir örnek. Bu örneklerden İstanbul da çok var. Çöp Plaza ‘da yaşananları yazar Orhan Kemal misali kamera dolaştırır gibi yansıtmış. Olanları yansıtırken de toplumsal eleştirilerini de yapmış. Başkasının istenmeyen eşyalarını giyen ve bu eşyaların kendine özgü kokusu üstlerine sinen öğrencilerle dolu bir sınıfın öğretmeni iki kilometre ötedeki mis kokan Elit City okulunun sınıfında olmayı düşler; düş kurmaktan kendi okulundaki çocukların neden pis koktuğunu, neden kirli olduklarını düşünmez.

Sonra çocuklar. Hep arka kapılarda dolaşan çocuklar. Yazar şöyle anlatmış bu çocukları:
“ Adım adım dolaşıyorlardı kenti. Demir, plastik, kâğıt, cam... İşe yarayabilecek ne varsa taşırlardı yuvalarına. Sokakların yanı sıra market arkası, lokanta arkası, alışveriş merkezi arkası onlarındı. Ön kapılar, ön girişler, ön bahçeler bu çocukları sevmezdi. Sevilmediklerini bilen çocuklar, nefret etmeyi de böyle böyle öğrendiler.” (s.37)

Çöp Plaza çocukları her türlü mikrobun içinde dolaşa dolaşa güçlü bir bağışıklık sistemi oluştururlar. İşte bu bağışıklık sistemi romanın gerilim unsurunu oluşturur. Elit Plaza çocuklarında olmayan bir şey, güçlü bağışıklık sistemi Çöp Plaza’nın çocuklarında bulunmaktadır. Mikroplardan fazlasıyla korunan, kuş gribine yakalanırlarsa diye çatılara kuşsavar, yön şaşırtır aygıtlar dizilen Elit Plaza çocukları bu fazla korunmanın sonucu çok incinebilir konuma gelmişlerdir. Bağışıklık sistemleri çökmüştür. Tehlike büyüktür.

Romanın çatışma noktasını Elit Plaza çocuklarını tedavi etmek için Çöp Plaza çocuklarından aşı olacaksınız bahanesi ile gizlice toplanan kan oluşturur. Elit Plaza’ daki gözüne para hırsı bürümüş doktor vampir gibi Çöp Plaza çocuklarının güçlü kanına dadanmıştır. Ancak, ettiği Hipokrat yeminini parayı görünce unutanlar nasıl varsa, ideallerini ilk günkü saflığı ile korumasını beceren doktorlar da vardır. Sertbarut, ikili karşıtlıklardan yararlanmış anlatısında. Elit City ‘ye karşı Çöp Plaza, paragöz klinik şefi ve başhekime karşı idealist Doktor Metin. Yozlaşmayı bireysel planda tutmuş, sağlık bakanlığı ile emniyeti yozlaşmadan uzak koruyucu kurumlar olarak yansıtmış. Ancak tüm bu sömürünün nasıl varsılı daha güçlü kıldığını yoksulu nasıl ezdiğini ve esas sorunun bu uçurumdan kaynaklandığını çok güzel sezdirmiş. Roman bir dedektif romanı heyecanı içinde gelişip sonlanıyor.
Bir musibet olumlu bir sonuca yol açabilir mi? Elit City içine yoksul Çöp Plaza yaşayanları için ev yapılsa, iki mahalle birlikte yaşasa, çocuklar birbirleriyle yaşayıp, birbirlerinden güç alsalar, renk alsalar, imkânsız mümkün olur mu? Böyle bir komşuluğa hem varsıllar hem yoksullar acaba önyargısız yaklaşabilir mi? Yazar kendi yanıtını vermiş romanın sonunda.
Ben yanıtı söyleyip, okuma keyfini bozmayacağım. Eğer gerilim düzeyi yüksek, pırıl pırıl Türkçe ile sunulmuş, az bilinen bir dünyaya süzülmek, çöp toplayan çocuklarla duygudaşlık kurmak böylece farklı olana yaklaşmak isterseniz Çöp Plaza iyi bir okuma seçimi. Eğer varsıl bir aile yapısından geliyorsanız, yoksullarla ilişkinizi yeniden düşünmek için de iyi bir seçim bu kitap.
Yazarın dediği gibi, “Çünkü dünya hepimiz için dönüyor. Beslenme zincirinin son halkasındaki insan, birbirini yemeye devam ederse mutsuzluk ve yoksulluk iyileşemeyen bir yara olarak kalacak yeryüzünde. Oysa kan kardeşi değil miyiz birbirimizin?” (s.150)
Ayfer Gürdal Ünal
ahru@tnn.net




Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇÖP PLAZA RÖPORTAJ

Okullar için tiyatro SINAVSIZ HAVA SAHASI